22 Temmuz 2009 Çarşamba

Kutsal Damacana! Çok güldüm ! :))

Önce habere bakalım :

"Asansörde boş damacanayla mastürbasyon yaparken yakalandı!

BURSA’nın Nilüfer İlçesi’nde “Bu kadarına da pes artık” dedirten bir olay yaşandı. İlçedeki bir sitenin yönetimi, sitenin güvenlik kameralarında ve bilgisayar sisteminde arıza olunca durumu sistemi kuran firmaya bildirdi. Firma yöneticileri, arızayı gidermek için bilgisayarlı sistemi ve güvenlik kamerası kayıtlarını incelemeye aldı. Arızayı belirlemeye çalışan firma, kısa süren çalışma sonunda duyanları şaşkına çeviren bambaşka bir olayı gün yüzüne çıkardı. Bilgisayar firması yetkilileri, sitenin 10’ar katlı bloklarından birinin asansöründe, binaya su getiren firmada çalışan 27 yaşındaki su dağıtıcısı Naci K.’nin yaklaşık 1 dakika boyunca boş damacanayla mastürbasyon yaptığını gördü. Bilgisayar teknikerleri, kayıtları daha da dikkatle incelediklerinde aynı kişinin aynı gün içinde iki kez su getirdiğini; boş damacanayla mastürbasyon yaptığını tespit etti. Firma yetkilileri, durumu hemen site yönetimine bildirdi.

‘ÇEŞMEDEN İÇİYORUM’


Site yönetimi durumu örtbas etmeye çalışsa da site sakinlerinden inşaat teknikeri T.K. güvenlik kamerası görüntüleriyle karakola başvurdu. Yaşanan olayı seyrettiğinden beri şehir şebekesinden su içtiğini söyleyen T.K. Naci K.’den
şikâyetçi oldu. İşten çıkarılan Naci K., çıkarıldığı savcılıktan tutuksuz yargılanmak üzere salıverildi. Olayın ardından sitenin içindeki duvarlara ise, su dağıtıcısının çalıştığı firmadan “Bazı nedenlerle” su alınmaması gerektiği yönünde uyarı yazıları asıldı. " Habertürk, 22.07.2009

Ayy, çok eğlendimmm :))

Benim anlamadığım bu yapılan şey yani mastürbasyon niye sapıklık oluyor? Kadınların vibratörle yaptığını çocukcağız damacanayla yapmış alt tarafı! :) Utanmasalar damacanaya tecavüz etti filan diyecekler :) Tek sorun halka açık bir yerde yapacak cahil cesaretini gösterecek kadar zor durumda kalmış olması!!! Yalnız damacanın çapını düşününce oha! diyesim geldi!

Ayrıca haberin "yaklaşık 1 dakika boyunca" ve " musluktan su içiyorum" kısımlarına kopmuş durumdayım. Haber metnini yazan arkadaş da epeyce eğlenmiş doğal olarak :)

6 Temmuz 2009 Pazartesi

Gitmek mi zor kalmak mı?

Çok eski bir arkadaşım ziyarete geldi beni geçenlerde. Londra'da tanışmıştık. Ben döndüm o macerasına uzun yıllar devam etti. Sonra kalktı önce Fransa'ya sonra Moskova'ya gitti. Aşık oldu. Sürekli gezdi durdu. Yeniden ve yeniden başlamaktan bıkmadan, üşenmeden hep yeni bir şeyler arayarak... En sonunda yaş geldi 40'ı geçti ben en iyisi bir kadınla evleneyim, 'settle down' olayım, çocuklarım olsun artık yeter dedi ve ailesinin yanına Antakya'ya yerleşti. Yaş 40'ı geçti dediysem bakmayın, hala onu tanıdığım günkü kadar genç görünüyor adi!

Araya uzun zamanlar da girse, görüştüğümüzde hep sanki daha yeni ayrılmışızcasına bir sıcaklık ve yakınlık kurulur aramızda. Bazılarıyla öyledir hani, bilirsiniz. Yanında kendin gibi olduğun, kasmadığın, rahat ettiğin dostluklar ne kıymetlidir ah!

Bana dedi ki, senin gitmen lazım buralardan. Benim de istediğim, bildiğim, hatta planlayıp sürekli ertelediğim, nedense cesaret edip bir türlü adımımı atamadığım şeyi söylüyor işte... Yaş olmuş 36. Herşeye yeniden başlamak için yeterli enerjim ve azmim var mı, bilemiyorum. Hadi o zaman sen de gel diyorum, can yoldaşı oluruz uzak kıtada birbirimize. Mavi mavi gülümsüyor, gözlerimin içine bakarak. Birşey söylemiyor. İkimiz de biliyoruz ki bu sadece benim yola çıkmamı gerektiren birşey ve bu söylediğim de erteleme ve kaçma dürtümden başka birşey değil. Eğer gitmezsen, en azından bunu denemezsen birkaç yıl sonra bu iri gözlerinden boş boş bakan birini görme ihtimalim çok fazla diyor. Haklı, biliyorum...

Gitmek... Ne kolay söyleniveren bir sözcük. Kalmak çok kolay geliyor şu anda bana. Tembel tembel uzanıp hayaller kurmak kadar. Ama hayat hiç de basit değil, hiçbirimiz için. Biliyorum ve anlıyorum ki artık, yaşadığımız sürece yan gelip yatacak ve huzuru bulacak kolaylığı bulamayacağız hiçbirimiz. Hep mücadele olmak zorunda. Yaşamın esprisi bu herhalde. Anı da kaçırmadan, kendi iç huzurunu takip ederek ya da kovalayarak kaliteli bir yaşam sürmek gerek.

Selim, diyorum, benim jetonum hep geç düşüyor farkında mısın?
Gülüyor:
-Evet!