Akşamüstü sohbeti pek yerinde. Herkes bir yerinden tutmuş, kahkahalar, muziplikler, birbirine takılmalar havada uçuşuyor. Güneş gitmeye yakın, çiçekler kokularını şefkatle salmış, hafiften çocukluğumun yaz akşamlarını hatırlatan bir iyi niyet, içtenlik ve Akdeniz tembelliği tarafından kuşatılmışız sanki. Her zamanki vazgeçilmez ekibimiz yine bir aradayız. Geçen yıl okuduğum bir romanın adı geliyor aklıma : “Bir aradayız, hepsi bu” Olacak olan, olması gereken de bu kadar zaten. Hayatın belki de başka pek bir esprisi yoktur. Sevdiklerinin yanında güvende olmak, bir arada hep birlikte gülebilmek…
Biri radyoyu açıyor. Kenan Doğulu’nun daha önce defalarca kulağıma çalınan şarkısına bu defa dalıp gidiyorum:
Umduğum dağlara karlar mı yağdı/ içinde bu kadar öfke mi vardı/ ben demiştim demeyi, ezberledim gitmeyi/ insan sevdiğine böyle yapar mı?
‘Çözümlemen, yüzleşmen ve zor da olsa hazmetmen gereken bir saygısızlık var ortada’ diyen arkadaşımın sesi çınlıyor kulağımda. Haklı. Ama… diyorum, insan sevdiğine böyle yapar mı?
Birine veda etmek zorundaysan bile, yaşanmışlıklarının hatırına en azından veda edersin. Çünkü sevdiğini acıtmaya kıyamazsın. “Sevdiğini…”
Çok değil birkaç gün önce “tek gerçeği”nin aşkı olduğunu söylerken aniden başka gerçekleri olduğuna karar veriyor. Hayatın gerçekleri mi? Hiç sanmam. Arkasına bile bakmadan gidiveriyor. Peki, böyle büyük bir yalanı nasıl öylesine söyleyebiliyor?
Belki de biz ölümlülerin sorunu bu diyorum içimden. Karşındakini kendin gibi sanmak…
Ece Temelkuran ne güzel yazmıştı geçenlerde; ‘Senin gibi kuşlar’ diyerekten. Gidip kendime kendim gibi bir kuş bulayım, bir taze bahar ya da gamlı hazan. “Yılıyoruz ve sonra ayağa kaldırıyor bizi bize benzeyenler. Hayat küçük bir şey zaten: Sen, ben ve senin gibi kuşlar…”
İçimi okşuyor bu sözler ama ah, bi' de benim gibi olduğunu sandığım bir kuş tarafından yeni gagalanmış, pardon, yaralanmış olmasaydım!
Sonunda kendinle kalıveriyorsun. Ve evet, “The Kuş” çekip gitmiş olsa bile, sana benzeyen diğer kuşlar varsa yanında şanslısın aslında... Mutlu olmalısın diyorum içimden küçücük ayaklarıyla sağa sola sevinçle koşuşturup duran minik prenses Ayda Hanım’a bakarken. Bak işte bir aradayız. Hepsi bu.
Ama Kenan, lütfen bırak artık!
“İnsan sevdiğine böyle yapar mı ?!?..”
Yapmaz.
11.06.2008

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder