18 Mayıs 2007 Cuma

Dedikodu gazeteciliği: ORAY

Yıllardır bir şekilde müziğin içinde olan biri olarak hep duymuşumdur. “Sezen Aksu besteleri araklıyor” diye bir söylenti vardır. Hem de iyi müzisyenler, konservatuar hocaları, vs.dir bunları konuşanlar. Daha doğrusu dedikodusunu yapanlar. Ben de iyi bir Sezen Aksu dinleyicisi olarak bu duruma ister istemez içerler ve “Hangi şarkısı nerden çalıntıdır?” diye sorar dururum. Hiçbir zaman da buna net bir cevap verilebildiğine şahit olmadım.

Müzisyenlerde kıskançlık inanılmaz boyutlardadır. Bunu müziğin içindeki herkes bilir. Hele ki beste yapmak söz konusu olduğunda hemen ahkam kesmeye başlarlar. Nota bilenler nota bilmeyenlere acımasızca yüklenirler ve o kişilerin çalıp çırptığını iddia ederler. Klasik bir okullu-alaylı çatışması. Hele bir de üretkenseniz vay halinize! Ama beste yapma yeteneği maalesef müziğin notasını, armonisini her bilenin otomatikman sahip olduğu bir şey değildir. Bu tanrısal bir armağandır. Bu armağanı bir de eğitimle desteklerseniz o zaman bambaşka bir boyuta erişebilirsiniz. Maalesef bunu okullular anlamak istemezler bir türlü.

Türkiyemiz’in çiçeği burnunda ünlü polemikçi-gazetecisi Oray Eğin, muhtemelen bu söylentilere dayanarak fırsatını da bulmuşken, lafı gediğine koyma konusundaki o tehlikeli egosunu tatmin etmeye çalıştı ama tam bir looser (!) görüntüsü vermekten kurtulamadı. Konu Onno Tunç’la ilgili olduğu halde, “Sezen Aksu yapıyormuş böyle şeyler” diye atıldığında Fuat Güner’in itiraz etmesine rağmen “Yapıyordur canım. Maskeler düşsün artık” diye ortaya desteksiz atarak müthiş bir gazetecilik örneği gösterdi. İşte gazetecilik budur! Kendisini tebrik etmek lazım! Magazin köşeleri yeni bir dedikoducu buldu kendine. Hayırlı olsun. Sonra da baktı ki beste konusunda Sezen Aksu’ya yüklenmesinin bir dayanağı yok, çünkü bu konuda Aksu, “Varsa eğer bu konuda şüpheleriniz ve belgeleriniz lütfen yargıya başvurun, cezamı çekmeye hazırım” diyerek gereken cevabı vermişti, “Neden siz eleştirilemiyorsunuz? Nedir bu tabular?” diye karşısındakini dinlemeden otomatik tüfek gibi aklına geleni söylemeye başladı. Tıpkı hiçbir bilgi birikimi olmaksızın kulaktan dolma öğrendiği birkaç sloganla kendini ispatlamaya çalışan yeni yetmeleri hatırlatıyor. Söylediklerinin altı boş.

Sezen Aksu’nun birkaç yıldır inzivaya çekilip basına konuşmamasının kendince nedenleri vardır elbet. Bunu kendisi bilir. Ancak özellikle sesinin ciddi olarak bozulmasına rağmen konser vermeye devam etmesi ve bu konuda basında hiçbir eleştirinin yer almamasını benim de garipsediğim oldu. Ancak bu bir tabu olduğundan mı, yoksa sanatçının aynı zamanda çok insani dostluklar kurmasından ve sanatına olan saygıdan mıdır? Dinleyicisinin onu kayıtsız şartsız sahiplenmesinden midir? Bunu iyi düşünmek ve sorgulamak lazım. Eğer ki gazeteciler Sezen Hanım’a ayrı bir ihtimam gösteriyorlarsa, bu sorunun muhatabı Sezen Hanım’ın kendisi midir? Bir insana “ Yahu, seni neden bu kadar seviyorlar da hiç aleyhine konuşmuyorlar?” diye bir soru sormak ancak bir çocuğun düz mantığıyla açıklanabilir. Eğer bu böyleyse, Sezen Hanım'ın özür mü dilemesi gerekiyor?

Hayatımıza bu denli nüfuz etmeyi başarmış kaç tane sanatçımız var?

Sezen Aksu ister beğenir ister beğenmezsiniz, bir fenomendir.
Sezen Aksu sapına kadar sanatçıdır.
Sezen Aksu bir ozandır.
Sezen Aksu bir değerdir.
Sezen Aksu bir kadındır.
Sezen Aksu bir insandır. Tüm defolarıyla varolan, çok özel bir insan.

Ayrıca, eğer ki bir şarkıcı bu kadar deforme olmuş bir sesle bile bu kadar güzel şarkı söylüyorsa, o şarkı söylerken insan bu kadar arınıyorsa, ben onu alıp başımın üzerinde taşırım. Yerlerde sürüklemeye çalışarak reytinglere kurban etmem, pamuklara sararım.

18.05.2007 tarihinde onpunto sitesinde yayınlandı.

Hiç yorum yok: