Arkadaşlarımızdan biri bugün sayfasında yazmış. Diyor ki yazarımız, “Bir bölgede, turizm tesislerinin oluşma sebebi, taleplere cevap verebilecek olanaklara, sosyo-kültürel ve coğrafi anlamda sahip olabilmektir.” Büyük ölçüde doğru bir tanımlama ama yine de tartışmaya açık.
Bir bölgenin, her şeyden önce turistik bölge olarak değerlendirilebilmesi için en başta o bölgenin belli bir cazibeye sahip olması gerekir. Bu deniz-kum-güneş de olabilir, dağ-bayır-yeşillik de, yeri geldiğinde antik kalıntılar, yeri geldiğinde mistik ve bazı insanlarca kutsal anlamları olan yerler, vs. Turistik tesis kurulması ise bölgenin ilgiyi çekmesine bağlı olarak doğan ihtiyaçtan kaynaklanır.
Genel hatlarıyla biçim olarak ikiye ayırabiliriz turizmi. Bir, tamamıyla dinlenme ve eğlenme amacıyla yapılan ve genellikle yazın deniz-güneş-kum, kışın da kar-dağ öğelerini barındıran tipte tatil şekli; bir de tematik destinasyonlardan oluşan inanç turizmi, kültür turizmi, kongre turizmi, vb. dediğimiz tipteki turizm.
Gay turizmi diye bir şey varsa eğer, bunu hangi kategoriye koymak gerekir? Eğer bunu tematik kategoriye koyacaksak bunu bir tek Mykonos Adası için söyleyebiliriz. Çünkü orası bu reputasyonu bilinçli olarak kullanan bir destinasyondur. Ama Antalya’ya açılacak olan bir gay otelinin, dünyanın herhangi bir yerindeki veya İstanbul’daki ‘gay club’ lardan ne farkı vardır ki, hemen ‘Vay anam vay, gitti bizim şeref-haysiyet, gelenek-görenek, ananeler’ feryatları yapılıyor? Buraya gelecek olanlar “Antalya bir Gay Şehri’ ymiş. Hadi oraya gidelim” diyerek değil, deniz-kum-güneş üçlemesinden oluşan tatillerini belki daha rahat (!) edecekleri bir otelde geçirecekler. Tabii haklısınız, rahat bırakılırlarsa!
Üniversitede klüp kurulmuş, arkadaşımız yadırgamamış. Bir sakınca (!) görememiş çünkü o kulüp ona cinselliği ya da çarpıklığı (!) çağrıştırmamış. Yani bu insanlar sessiz sedasız, üniversite ortamında etliye sütlüye dokunmadan bir faaliyet yaptığında ses etmemiş, ama otel mi !!! ?? Aman Allahım, ne yani bu yumuşak ve maskülen insanlar (ne demekse) orada seks mi yapacaklar!!! Hemi de çarpık! Biz de bunu bilecek miyiz?!! (Nerden aklıma geldiyse Cem Yılmaz’ın o repliği şimdi: “Zeki Müren de bizi görecek miii?”) Fuhuş artacak, kıyamet kopacak! Koşun! (Bu arada fuhuş para karşılığı seks yapmak demektir. Alakayı kuramadım.)
Ama arkadaşımız haklı. Bu arkadaşımız gibi çığırtkanlar çok olacaktır, o nedenle bu otelin geleceğini pek parlak görmüyorum. Zaten her işimize gelmeyen olayda “Burası Türkiye” der çıkarız işin içinden. Bu defa da farklı mı olacak sanıyorsunuz?
Haklısınız, demokrasiler, özgürlükler hep bizim gibi olanlar için olmalı. Farklı, aykırı şeyler bizi bozar. Siz eşcinseller! Siz de oturun oturduğunuz yerde canım, kapalı kapılar ardında olun, bizim canımızı sıkmayın! Bizi eğlendirin, çalışın, üretin, vergi verin, aramızda olun ama biz sizin o halinizi yok sayalım, hatta bilmeyelim.
Gay turizmi filan bizim neyimize, biz geyik turizmi filan yaparız. Kafamız rahat olur, neme lazım.
31.05.2007, onpunto.com
31 Mayıs 2007 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder