Başbakan’ın Yunus Emre’den alıntılamayı çok sevdiği bir söz var: “Yaradılanı severiz yaradandan ötürü”Ne kadar derin anlamı olan yüce gönüllü bir deyiştir bu. Her varlıkta Tanrı’nın tezahür edişini anlatır. Üzerinde çokça düşünülüp yorumlar yapılabilir aslında ama benim dikkati çekmek istediğim nokta bu cümlenin içinde barındırdığı iyi niyete, kucaklayıcılığa, olgunluğa, hoşgörüye ve samimiyete odaklanmakla ilgili. İçlerinde Tanrı aşkı olanların her varlığa O’nun bir tezahürü olduğunu düşünerek sevgi ve anlayışla yaklaşmasını işaret eder.
Böylesine içten bir sözü bizlerin hele hele başbakanımızdan duyduğumuzda içimizde iyi, olumlu ve sevecen duygular hissetmemiz beklenir değil mi? Peki ama neden Erdoğan’ın ağzından bu cümleyi her duyduğumda bende böyle kekremsi, acı, eğreti bir tat bırakıyor? Onu düşündüm geçen gün.
O kadar sıklıkla kullanıyor ki üstelik. Acaba ondan mı? Hani bir şeyi çok sık söyleyince anlamını kaybeder, içi boşalır ya. Ama hayır. Daha ilk duyduğumda da aynı hisse kapılmıştım. Başbakan bu sözü nerelerde, hangi konularla ilgili söylemiş ona bir bakalım:
Ermenistan ile ilişkiler konusunda yaptığı bir konuşmada, dinsel ve etnik milliyetçilik ve ayrımcılık yapmayacaklarının altını çizerken…
Kürtlerle ilgili görüşlerini belirtirken yine ayrımcılık yapmayacaklarını söylerken…
Kendilerine oy vermeyenlerle ilgili ayrımcılık yapmayacaklarını dile getirirken…
Medeniyetler İttifakı projesini ne kadar sahiplendiğini anlatırken…
Bir de Uşak’ta yaptığı bir konuşma sırasında kendisinden af çıkartmalarını isteyen bir vatandaşa cevaben "Af yok. Suç işleyen cezasını çeker. Devletin katili affetme yetkisi yoktur. Benim bildiğim kadarıyla, affetme yetkisi maktulün varislerine aittir. Af çıkarırsak haksızlık yapmış oluruz. Böyle bir yasa çıkarırsak zulüm yapmış oluruz. Allah'ın yarattığı kula zulüm yapamayız. Biz yaradılanı severiz Yaradan'dan ötürü" derken…- görüldü(!) :) Bu en sonuncuyu anlamadım. Anlayan varsa bana anlatsın lütfen.
Ne güzel hep olumlu ifadeler bunlar, değil mi? Fakat benim anlamadığım niye Kürt olan bir insanı Yaradandan ötürü sevelim? Ya da bir Ermeni’yi. Yani onları da Allah yarattı diye mi seveceğiz. Bu koşula mı bağlanıyoruz her seferinde? Bu insanların sevilecek başka bir yanları olamaz mı? Benden olmayanı sevebilmemin tek şartı yaradanın hatırı mı olmalı?
Annemin pek sıklıkla kullandığı meşhur bir Laz Atasözü’nü (!) hatırlattı bu bana: “Köpeğin hatırı yoksa sahibinin hatırı vardır.” Yani katlanamadığınız, sevmediğiniz birine en azından onun yanındaki sevdiğiniz saydığınız birinin hatırına katlanmanız gerektiğine dair bir söz.
Yunus Emre’nin dizesinin elbette bu yukarıdakiyle uzaktan yakından ilgisi yok. Bunu söylemeye çalışmıyorum. Anlatmak istediğim Başbakan’ın ağzından sıklıkla bu sözü dinlerken içimde beliren ekşi, nahoş hissin sebebinin Erdoğan’ın bence bu sözü özümseyerek değil anlamını kaydırararak, farkında olmadan bilinçaltını ifşa ederek kullanışından kaynaklandığını seziyor olmamdır.
Ne diyor Başbakan? Bize oy vermeyenler de vatandaşımızdır. Onlara da hizmetimizi götüreceğiz. Biz Yunus Emre kültürüyle büyüdük. Onları da severiz, yaradandan ötürü.
Sanki bunun arkasından şu gelecek hissine kapılıyor insan : “Ah, sizi Allah yaratmamış olsaydı var ya!" :)
Tamam, abarttım belki ama gözünüzün önüne getirmekte zorlanır mısınız yani Erdoğan’ı bu lafı söylerken? Hadi itiraf edin.

2 yorum:
ellerinize sağlık. gerçekten de bu sözü bu kadar sık kullanması insanda soru işaretleri uyandırıyor. Ayrıca geçen seçimlerde Çanakkaledeki halkı resmen tehdit etmişti bize oy vermezseniz kötü olur diye.
evet bencede allahin hatirina size katlaniyorum gibi bir ifadeyle söylüyor çoğu zaman. Ama zaten o sözü özümseyecek kadar kendi nefsini aşmış olsaydı politikacı olamazdi değil mi? :)
Yorum Gönder