11 Nisan 2009 Cumartesi

Yedi kat eller yakınım oldu...


Bazen, hani yıllardır bildiğiniz, sevdiğiniz ama o kadar da etkilenmediğiniz bir şarkı beklenmedik bir zamanda karşınıza çıkar ve oracıkta özdeşleşiverirsiniz onunla.

Bugün Silivri dönüşü radyoda Sertab'ın eski bir şarkısına rastladığımda bana da aynısı oldu. Sonra eve geldim ve Sertab'a imzalatmış da olduğum Lal albümünü arayıp durdum ama insanın kitap, film ve müzik hırsızı bir ablası olunca öyle arar arar bulamazsınız. Halbuki nasıl da dinleyesim vardı. Neyse sonra bilgisayarımdaki arşivde buldum.

Bir bahar günü beni hazırlıksız yakalayıp damarımdan tutan şarkı aslında biraz (!) arabesk, fakat bir o kadar da sahici. Şarkıların güzelliği de burdadır ya işte, sizi alır götürür, başka zamanlara, başka mekanlara, başka insanlara...

yok mu? senin insafın yok mu? / bir güleryüzün çok mu? /
dağ mısın, taş mısın?

uzak mı? bu eda, bu hal tuzak mı?/hak mısın bana, yasak mı?/
dost musun, düşman mısın?


iki gözüm seneler geçiyor/ gönül ektiğini biçiyor/
bir selam lutfet, bu ne çok hasret/ gel barışalım artık
canözüm bahar geldi/ dalları kiraz bastı

yedi kat eller yakınım oldu/ gel kavuşalım artık

Böyle yalın ve doğrudan. Gel barışalım diyor. Şarkıyı dinlerken, özellikle son dörtlükteki davetin sadeliği ve içtenliği insanı bu güneşli havada coşkun bir ruh haline garkediyor. En azından kimseyle küs kalamayan beni diyelim, daha da birşey demeyeyeyim. ( daha gelmem Davos'a! :)

Öyle sanıyorum Sezen Aksu bu şarkıyı Onno Tunç ile küs oldukları dönemde yazmıştı. Uzunca bir süre de öyle kaldıklarını hatırlıyorum. Onno Tunç'un ölümünden epeyce önce de iyi ki barışmışlardı.

İyi niyet ve barış elçisi miyim neyim bugün?

Hiç yorum yok: